Edep Ailede, Adamlık Ocakta Başlar

Bazı sözler vardır; kısa söylenir ama insanın zihninde uzun uzun yankılanır.

“Edep ailede, adamlık ocakta başlar.”

Aslında bu cümle, bir toplumun geleceğini anlatabilecek kadar güçlüdür. Çünkü insanın ilk öğretmeni okuldan, sokaktan veya kitaptan önce ailesidir. Çocuk, hayata gözlerini açtığı evde konuşmayı öğrenirken yalnızca kelimeleri değil; saygıyı, sevgiyi, merhameti, sabrı ve sınır bilmeyi de öğrenir.

Edep, insanın kendisini başkalarından üstün görmemesidir. Edep, eline güç geçtiğinde zayıfa karşı merhametli olabilmektir. Edep, kimse görmediğinde de doğru olanı yapabilmektir.

Bütün bunların ilk adresi ise ailedir.

Çocuğuna sürekli nasihat eden ama kendi davranışlarıyla tam tersini gösteren bir anne babanın sözü ne kadar etkili olabilir? Evde birbirine bağıran, birbirini küçümseyen, saygıyı yalnızca dışarıya karşı gösteren bir ortamda büyüyen çocuktan toplum içinde ölçülü ve anlayışlı davranmasını beklemek ne kadar gerçekçidir?

Çocuk, söyleneni değil çoğu zaman gördüğünü öğrenir.

Bir baba evde annesine nasıl davranıyorsa, çocuk saygının ne olduğunu oradan öğrenir. Bir anne çocuğuna karşı nasıl konuşuyorsa, çocuk başkalarıyla iletişim kurmayı oradan öğrenir. Sofrada büyüğüne söz hakkı vermek, küçüğünü ezmemek, komşuya selam vermek, ihtiyaç sahibinin elinden tutmak, verilen sözü tutmak...

Bunların her biri küçük gibi görünen ama insan karakterini inşa eden büyük derslerdir.

İşte “adamlık ocakta başlar” sözü de burada anlam kazanır.

Adamlık, yalnızca güçlü olmak değildir.

Adamlık; öfkeliyken kendini tutabilmektir. Haksızken özür dileyebilmektir. Güçsüzün yanında durabilmektir. Emanete sahip çıkmaktır. Kadına, çocuğa, yaşlıya, hayvana ve insana değer verebilmektir. Kimse alkışlamasa bile iyilik yapabilmektir.

Bugün toplum olarak birçok şeyi konuşuyoruz: Eğitim, ekonomi, teknoloji, gençlik, gelecek...

Fakat bütün bunların temelinde yine insan var.

İyi bir toplum istiyorsak önce iyi insan yetiştirmeliyiz. İyi insan yetiştirmek istiyorsak da bunun yalnızca okulların görevi olmadığını kabul etmeliyiz.

Okul bilgi verir.

Ama karakterin temelleri evde atılır.

Çocuğun eline dünyanın en iyi kitaplarını verebilirsiniz. Ona en iyi okullarda eğitim aldırabilirsiniz. Fakat evinde sevgi, saygı, sorumluluk ve dürüstlük görmüyorsa bazı eksikleri hiçbir diploma tamamlayamaz.

Bu yüzden çocuklarımızdan önce kendimize bakmalıyız.

Onlara “yalan söyleme” demeden önce biz ne kadar dürüstüz?

“Büyüklere saygılı ol” demeden önce biz kendi büyüklerimize nasıl davranıyoruz?

“İnsanları küçümseme” demeden önce evimizde başkaları hakkında nasıl konuşuyoruz?

“Adam ol” demeden önce onlara adamlığın ne olduğunu gösterebiliyor muyuz?

Belki de asıl mesele burada.

Çocuklarımızın geleceğini yalnızca onların ellerine bırakmıyoruz. Onlara kendi davranışlarımızdan miras bırakıyoruz.

Bugün evimizde yaktığımız küçük bir iyilik ateşi, yarın bir çocuğun karakterinde kocaman bir ışığa dönüşebilir.

Çünkü edep ailede başlar.

Ve gerçek adamlık, insanın yetiştiği ocağın sıcaklığında şekillenir.

Geleceği değiştirmek istiyorsak önce evlerimizden başlamalıyız.

Çünkü toplum, aslında evlerin dışarıya yansıyan hâlidir.